İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Sabahattin Zaim uyarmıştı!”

Yeni Akit Gazetesi’nden Fatmagül Şenkoça’nın sorularını yanıtlayan Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim üyesi ve Albayrak Holding CEO’su Ömer Bolat, yıllar önce Sabahattin Zaim ile olan bir anısını anlattı. Sabahattin Zaim’e İslam ülkelerinin nasıl kalkınacağını sorduğunu ifade eden Bolat, hocanın yıllar önce kaynaklarımızı eğitime, üretime ve kalkınmaya ayırmamız gerektiği hususunda bizleri uyardığını ifade etti. İşte röportajın tam metni:

Fatmagül Şenkoça özel haberi

“Küresel saldırılar sonrası ekonomi olarak geldiğimiz durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye, son 15-16 senede büyük bir hamle yakaladı. Ekonomide büyük bir kalkınma ve gelişme, kamu hizmetlerinde çok yüksek kaliteli halka hizmet etme, dış politikada güçlü bir duruş, bölgesel liderlik küresel aktörlerle eşit ilişki ve özgüven…

EKONOMİ SON SİLAHLARI OLDU

Bunların hepsi Türkiye’yi “dünyada ben de varım” dediği bir noktaya taşıdı. Bu gelişme karşısında bu gelişmenin aktörlerine yönelik de büyük bir Batı kökenli devirme mücadelesi yapılıyor. Biz bunları yaşadık. Taksim Gezi olaylarından başlayarak emniyet, yargı, HDP projesi, 15 Temmuz darbe girişimi, Kobani ayaklanma girişimi… Bunlar başarısız olunca 15 Temmuz’dan bugüne son iki senedir uygulanan yöntem ekonomik cepheden saldırı haline gelmiştir. Çünkü 15 Temmuz’un hemen ertesinde kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu indirmeye başlamaları ve sürekli olumsuz algı üretmeleri bu süreçte etkin bir rol oynamıştır. Çünkü hükümetin en güçlü dayanağı ekonomide sağladığı istikrar kalkınma ve refah düzeni toplum tarafından kabul görüyor ve bu sayede 13 seçim üst üste kazanma başarısı gösteriyor. O zaman bu hükümet eğer düşürülecekse bunun ekonomik cepheden olması lazım.

HEDEF ‘VARIM’ DİYEN ERDOĞAN

Aynı zamanda Türkiye’nin İslam dünyasında liderlik yapacak konuma gelmesi, başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kurmak istedikleri düzen ve oluşturmak istedikleri kaos karşısında bir engel. Türkiye’nin Afrika’daki artan gücü eski sömürgeci ülkelerin o bölgedeki hesapları açısından bir engel. Dolayısı ile yeniden “varım” diyen, büyük bir silkiniş gösteren, yükseliş gösteren ‘Türkiye’nin düşürülmesi gerekiyor’ görüşünden hareketle Türkiye’ye, hükümete, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bir küresel operasyon başlatıldı.

Bu noktada en son 24 Haziran seçimlerinde de Batılı güçler bunu başaramayınca hızla kur üzerinden Türkiye’de bir istikrarsızlaştırma süreci başlatmak istediler. Döviz kuruna saldırı, döviz kurunun şişirilmesi ile fiyat artışlarının tetiklenmesi, enflasyonun şişirilmesi ve bu durum karşısında faizlerin yükseltilmesi, bu bir kısır döngü. Sonuçta döviz kuru seviyesi döviz kurunun gerçek değerini göstermiyor.

DOLARIN GERÇEK DEĞER 4.10 LİRA

Döviz kuru, Merkez Bankasının reel efektif kur seviyesi şu anda 0.64’te. 0.64 demek 1 doların 4 lira 10 kuruş olduğu anlamına geliyor. Demek ki iki lira iki buçuk lira gibi bir köpük var Türk Lirasının değerinde.

Peki Hocam, bu ekonomik girdaptan nasıl çıkarı, yolu nedir?

Bir türbülans yaşıyoruz. Bu türbülanstan çıkmamız için merkez bankası, ekonomi yönetimi, ekonomi bürokrasisi, hükümet, çeşitli tedbirler alıyorlar. Döviz kullanımının sınırlandırılması, kiralarda ve ticari işlemlerde, Merkez Bankasının enflasyonla mücadele etmek ve kur istikrarsızlığını engellemek için maalesef yüksek faize başvurmak zorunda kalması, hükümetin yeni ekonomi programı ve 20 Eylül’de açıklanan orta vadeli ekonomi programı, inşallah piyasalarda bir güveni sağlayacaktır. Burada en önemli şey güvenin kaybolmaması. Benim gördüğüm şu anda halkta ekonomi ile alakalı asla bir panik yok. Üretim sektöründe de yok. Sadece artan faizlerden dolayı bir maliyetlerin artması ve borçların çevrilebilmesinde bir kaygı ve endişe var.

BORSA ÇIKACAK, DÖVİZ DÜŞECEK

Mali piyasalar ise sadece rant paylaşımına ve rant kazanmaya odaklandığı için onlar kaos arıyorlar, türbülans arıyorlar. Kimi zaman döviz kurunu şişirerek kazanmaya çalışıyor, kimi zaman faizi yükselterek kazanmaya çalışıyor. Kimi zaman da dönecek, borsada alıma geçerek hisse senetleri borsasından kazanmaya çalışacak. O zaman da döviz kuru geriye gelecek. Yani böyle bir oyunun içinde bizim güçlü bir siyasi istikrara ihtiyacımız var. Şu anda güçlü bir liderlik, güçlü bir otorite ve istikrar var. Ekonomik istikrara ihtiyacımız var. Şu ana kadar 16 senedir bu hep vardı. 2008 krizi bizim krizimiz değildi, o yüzden bir yılda çabuk atlattık. Bu iki aylık türbülansı da inşallah çabuk atlatacağız. Yeter ki Türkiye ekonomisinin dinamiklerine, temellerine ve ekonomik göstergelerine hepimiz güvenelim, inanalım ve Türk Lirasını destekleyelim.

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Bunun sorumlulukları ve zorunlulukları nelerdir?

BİZDEN KORKMALARI DOĞAL

Bizim gibi ülkeler, dünyayı yöneten küresel güçler ya da emperyalist ülkeler arasında bir tehdit olarak görülmemize sebep oluyor. Yani bu ilke kendi başına bırakılırsa yeniden o tarihi gücüne ulaşır. Nitekim Sayın Erdoğan’ın liderliğinde 16 yıllık AK Parti hükümetinin icraatları Türkiye’nin özgüvene ve iyi yönetime sahip olduğu zaman, istikrarı koruduğu zaman nasıl kısa bir sürede yükselip bölgesel lider bir ülke, İslam dünyasının imdat beklediği bir ülke ve öncülük eden bir ülke konumuna ulaştığını gösterdi. O nedenle de bütün İslam dünyası için olduğu gibi Türkiye için de emperyalistlerin taktiği böl, parçala, yönet taktiğidir. Bu taktiği uyguladıkları alanlar ise mezhep ayrımcılığı, etnik ayrımcılık, bölgesel ayrımcılık, kavmiyetçilik gibi unsurlara başvuruyorlar. Ya da laik-Müslüman ayrımına, Sünni-Şii ayrımına başvurmaya çalışıyorlar. Hemen hemen bütün İslam ülkelerindeki şey bu. Bunu başaramazlarsa bu sefer de darbe, iç savaş, iktidar mücadelesi gibi unsurlar devreye sokuluyor.

ZAİM HOCA UYARMIŞTI

Rahmetli Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hocamıza bir gün sordum; Hocam, İslam ülkelerinin gelişmiş ülkeleri yakalayabilmesi için ne yapması lazım diye. Demişti ki “İslam ülkelerinin çok uzun bir huzur, barış dönemine ihtiyacı var. Bu dönemde kaynaklarını eğitime, üretime, kalkınmaya harcamaları lazım. Ama Batı buna müsaade etmiyor.”

Yeni Türkiye’nin 2023 hedeflerine emin adımlarla ulaşması için hangi noktalarda atılım yapmalıdır?

Ekonomide ve siyasette istikrar ve güven ortamını devam ettirmemiz çok önemli. Eğitime daha fazla kaynak harcamalıyız. Mesleki eğitimi geliştirmeliyiz. Enerjide yerli kaynakları daha fazla arttırabilmeliyiz. Daha fazla ihracata teşvik etmeliyiz, özendirmeliyiz. Bunları başarabildiğimiz müddetçe inşallah önümüz aydınlık ve berrak olacaktır.

Kültür?

Kesinlikle, kültür, sanatta ve sporda ileriye gitmemiz lazım. Ekonomiyi geliştirirsiniz de kültürde çok fakir kalırsanız o zaman dünya medeniyet mücadelesinde gereken ağırlığı oluşturamazsınız.

ŞİMDİ YERLİ VE MİLLİ ÜRETİM ZAMANI!

Yerli ve milli üretim hakkında neler söylemek istersiniz, neden markalarımız az?

Ben MÜSİAD’da genel başkanlık dahil 15 yıl yönetimde bulundum. Türkiye’de üretilen malları kullanalım diye kampanya yaptım. O zaman bunları söylediğimizde azınlıktık. Ama geçen zaman bunu bize gösterdi. Bu kadar AVM, hipermarket olmamalı dedik. Ama bir küresel ekonomi, bir kapitalistleşme rüzgarı o kadar güçlüydü ki biz sesimizi duyurmakta güçlük çekiyorduk. Ama bugün gelinen noktada görüyorum ki Türkiye son 3-4 yıldır özellikle Batı kökenli finansal saldırılar karşısında yerli, milli, sivil üretim noktasında bir anlayışa geldi. Cari açığı kapatmak için Türkiye’de üretilen ürünleri kullanmak, Türkiye’de daha fazla üretim, daha fazla ihracat yapma anlayışına geldi. Türk Lirasına güvenme anlamında bir anlayışa geldi. Dış ülkelerde ticarette yerli para birimlerinin daha fazla kullanılması noktasına geldi. Bunlar sevindirici. Aslında Türkiye’ye bu saldırıyı yapanlar farkında olmadan bir iyilik de yapmış oldular. Bugün Avrupa Birliği, Rusya, Çin, Türkiye ve başka ülkeler dünya para sisteminde alternatif bir sistem arayışı içine girdiler. Dünya ödemeler sitemi swifte alternatif ödemeler sistemi arayışına girdiler. Doların %68 hakimiyetine karşı rezerv para arayışı içine girdiler. Ülkeler arasında yerli para birimi üzerinden ticaret yapma arayışı içine girdiler.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Halkımız ülkemize, ekonomimize olan güvenini inancını hiçbir zaman kaybetmesin. Asla panik yapmayalım kesinlikle bir kriz yok. Döviz kuru üzerinden Türkiye’ye yönelik finansal tetikçilik yapılıyor, bir operasyon çekiliyor. Bu konuda gereken politikalar belirleniyor, tedbirler alınmaya çalışılıyor. Seferberlik ruhunu asla kaybetmemeliyiz, Emperyalistlerin tuzağına düşmemeliyiz. Bu ülke güçlü bir ülke, güçlü temelleri var.”

Kaynak: Yeni Akit Gazetesi

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir