İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kasada durmasın,hayra gitsin: Karz sandığı

İş dünyasının son günlerde en çok dertlendiği konu kaynak sıkıntısı. Bu zor geçiş sürecinde iş insanı, çözümü alternatifi olmadığı için ağırlıklı olarak faize dayalı finans modellerinde bulmaya çalışıyor. Bu da ekonomide yüksek faizi tetikleyip var olan ekonomik sıkıntıyı körüklüyor. Ekonomik sıkıntının artmasıyla birlikte işlerin ilerlemesi riske giriyor ve işletmeler kayyuma başvurabiliyor. Oysa, köklerimizde kaynak sıkıntısına insani finans modelleriyle çözüm bulmak mümkün. Üstelik bu modellerde faiz yok. Bu modellerden birini MÜSİAD kısa bir süre önce üyeleri için uygulamaya başladı. Dernek, Karz-ı Hasen Sandığı’nı kurdu.

CAN SUYU OLDU
Karz-ı Hasen’i ‘Güzel Borç’ olarak tanımlayan Karz-ı Hasen Sandığı Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu, faize en güzel kalkanın karz-ı hasen ile verilen borç olduğunu söyledi. Nalbantoğlu, “Karz-ı hasen’in tam karşılığı güzel borç. Bu sistemde kısa süreli tıkanıklığın önüne geçiliyor. Kaynak ihtiyacı duyan kişiler karz-ı hasen ile faize mahkum olmadan borçlanabiliyor. Ama burada yatırım için ihtiyaç duyulan borçlanmadan bahsetmiyoruz. Var olan işlerin döndürülmesi için gerekli olan borçlanmayı kastediyoruz. Bu borç ile mal alımı yapabilirsiniz ya da acil bir ödemeyi kapatabilirsiniz. Bu da iş insanına nefes aldırıyor, işletmeye can suyu oluyor. İşin devamını sağlıyor. Kaynak ihtiyacı giderilen iş insanı kayyuma başvurmaya da gerek duymuyor” bilgisini verdi.

YÜZLERCE KİŞİ İŞİNİN BAŞINDA
Bu tür sistemlerin ekonomik faydasının saymakla bitmeyeceğini vurgulayan Nalbantoğlu, “Biz MÜSİAD olarak üyemiz olan 11 bin kişiden küçük miktarlarda hibe alarak bir havuz oluşturduk ve Karz-ı Hasen Sandığı’nı kurduk. Henüz çok yeni olmamıza rağmen 20 kişiye yaklaşık 1,5 milyon liralık güzel borç verdik. İflas etmiş ve zor duruma girmiş 8 kişiye de geri ödemesiz yaklaşık 500 bin lira verdik. Eğer biz bu 20 firmaya karz-ı hasen vermeseydik firmalar çeklerini ödeyemeyecekti, mal alamayacaktı ve zora düşecekti. Bunun sonucunda da oralarda çalışan yüzlerce kişi işsiz kalacaktı. Biz sandıktan kullandırdığımız küçük paralarla bu işletmelerin faal olmalarını sağlayarak insanların işsiz kalmasının önüne geçmiş olduk. İşin güzel tarafı da karz-ı hasen verdiğimiz kişilerin borcuna sadık olması. Üyelerimiz içinde, param kasada durmasın siz ihtiyacı olana kullandırın, diyen iş adamlarımız da var. Karz kullananlar borcunu vadesi gelmeden ödeme gayreti içinde” dedi. Kasada duracağına hayra gidiyor Bu tür insani finans modelinde borç veren, ihtiyacı olmayan atılda, kasada duran parasını hiçbir karşılık beklemeden, Allah rızası için ihtiyacı olana veriyor. Ama para borç olarak verildiği için belli bir vade koyulup alacak ipotekle, senetle veya çekle garanti altına alınabiliyor. Ülke genelinde kazandığı parayı faizde değerlendirmek istemeyen ve kasasında tutan çok sayıda iş insanı bulunduğuna dikkat çeken Nalbantoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karz-ı hasen gibi insani finans modelleri ile bu paralar kasada duracağına hayra giderek ekonomiye kazandırılabilir. Bu model devlet desteği ile genele yayılarak işlerse ekonomik faydası da çok büyük olur. Devletin zekat kurumunu da yapılaştırması gerekiyor. Devlet bu tür yollarla bir fon oluşturabilir. Bunun kanuni altyapısı oluşturulursa toplumsal faydası çok daha yüksek olur. Ekonomiyi toplumsal olarak taşıyamazsak o ekonomi çöker. Biz bu tür insani finans modellerini üniversitelerle de çalışıyoruz.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir