İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Katılım bankacılığı bu yıl %25 büyüyecek”

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri Osman Akyüz, fonlardan aktiflere, tedbir ve teşvik taleplerine kadar pek çok konuda Yeni Akit gazetesi ekonomi editörü Buğra Kardan’ın sorularını cevaplandırdı.

KÂR 1,4 MİLYAR TL

Katılım bankalarının ilk 7 ay itibari ile bilançoları ne durumda (fon ve aktif tarafında)?

İlk 7 ayın verilerine göre katılım bankalarında toplanan fonlar (mevduat) 128,4 milyar TL, kullandırılan fonlar 127,8 milyar TL, aktiflerimiz 192,1 milyar TL seviyesinde. Haliyle kur artışları fonlar ve aktiflerde oynamalara neden oldu. Ülke olarak bir devalüasyonla karşı karşıya kaldık. Bunun da rolü ile 6 Eylül itibari ile toplanan fonlar 150 milyar TL’ye, kullandırılan fonlar 152 milyar TL’ye, aktifler de 221-222 milyar TL’ye çıktı. Sektörümüz kârını arttırıyor. İlk 7 ay itibari ile 1 milyar 430 milyon lira kâr görüyoruz ki bu durum memnuniyet verici. Malum 5 katılım bankamız var. Bunların şube ve eleman adedi devamlı artıyor. Şu anda bin 87 şube ve 15 bin 572 eleman ile hizmet veriyorlar.

Çok şükür önemli bir sorunla karşılaşmadık. Kur dalgalanmalarına mukavemet ediyoruz.  Hamdolsun bir sıkıntı yok. Bu anlamda alınan önlemlerin, ekonomi yönetimi ve ilgili otorite tarafından başvurulan tedbirlerin büyük faydaları olduğunu ifade etmeliyiz. Sektörün likiditesinin arttırmak adına önemli adımlar atıldı. Bu sayede bankalar likidite yani yükümlülükleri karşılama güçlüğü çekmedi, çekmiyor.

HEDEFİ YAKALAYACAĞIZ

2018 için büyüme hedefiniz nedir?

Bu sene aktif ve fon tarafında yüzde 25 büyümeyi hedefliyoruz. Bu hedefi yakalayacağız, 2018’i başarı ile tamamlayacağız. Ülkemize ve kendimize güvenimiz tam.

ZAFİYET YOK

İlave önlem talebiniz var mı?

Finansal çalkantı dönemi bankaları likit kalmaya itti. Çünkü bu dönemlerde ciddi anlamda fon talepleri olabiliyor. Onun için tedbiren bankalarımız likit hareket ediyorlar yani müşterilerinin ihtiyaçlarını daha çok imkân ayırıyorlar. Dolayısıyla sektörün bu aşamada bir zafiyeti söz konusu değil. Zaten Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) sektörü yakından takip ediyor, denetimlerini ve gözetimlerini de yapıyor. Bu sayede finansal sistemimiz normal faaliyetlerine devam ediyor. 

SEKTÖRE YENİ OYUNCU

Sektöre yeni oyuncular girecek mi?

Elbette. Sektöre yakında bir banka daha giriyor. Emlak Bankası tekrar ruhsatlandırılıyor, katılım bankası olarak finans sektörüne dönüyor. Tabii Emlak Bankası katılım bankası lisansı ile faaliyet yürütecek ama gayrimenkul konusuna odaklanacak.  Kendisine niş bir alan belirleyecek. Bu bankamızın da yılbaşına kadar faaliyetlerine başlayacağını tahmin ediyoruz. Yapılan hazırlıklardan onu anlıyoruz.

300 MİLYON DOLAR ŞARTI

Katılım bankası açmayı arzu eden, bu konuda size de danışan sermayedarlar var mı?

Tabii ki. Bize gelen sermaye grupları var. Bu konuda zaman zaman bizim görüşlerimize başvuranlar oluyor. Ama sektöre girmek çok kolay değil. Kamu otoritesi minimum 300 milyon dolarlık bir sermaye talep ediyor. 300 milyon dolar da iyi bir para. Şu anda öyle bir para ortaya koyup da katılım bankası kurmaya yeltenen yatırımcı çıkmadı.

LİMİTLERİN ALTINA İNİLMEMELİ

Bu 300 milyon liralık teminatta indirime gidilmeli mi?

Finans önemli ve ciddi bir oyun alanı. Bu alanda her şey normal ve mecrasında yürümeli. Tabii sermayedarların önleri açık, oyuna girmelerini engelleyecek bir durum yok. Ama belli bir limit var. O limitlerin de altına inmemek gerekiyor.

Malum finans sektörü hormonlu büyümeyi kaldırmıyor. Hormonlu büyüme sektöre başka sorunlar getiriyor. Onun için sektörün normal, mecrasında büyümesi tercihimiz. Şu anda katılım bankalarımız ticari bankaların yanında faaliyet yürütüyor, rekabet ediyorlar. Mevcut oyuncular sistemi büyütme gayretinde. Yeni oyuncular gelirse sistem geniş alana yayılır mı? Elbette yayılır. O kapı da açık.

YERİMİZ VE ÖNEMİMİZ BÜYÜK

Üretim ve ticarete katkınız nedir?

Yani ekonomimize önemli katkı yapıyoruz. 152 milyar liralık finansman bakiyemiz var. Bu bakiye olarak algılanmalı. Hacim bunun 3-5 katıdır. Elbette katkımız devamlılık arz ediyor. Yatırımcının parası ile üretimi ve ticareti finanse ediyoruz.  Kuşkusuz bu da ekonomide yerimizi ve önemimizi arttırıyor.

ALTIN STOKU 6,1 MİLYAR TL

Altın mevduatında durum nedir?

Katılım bankalarımızın altın toplama faaliyetleri devam ediyor. İlk 7 ay itibari ile 6,1 milyar TL tutarında altın stokumuz var. Ocak ayında 4,6 milyar TL olan stokumuz 6,1 milyar TL’ye dayandı ki bu da yüzde 35 artış anlamına geliyor. Yatırımcılar bu hizmetimizden kârlı çıkıyorlar, dilediklerinde paralarını altın olarak ya da altın karşılığı TL olarak çekebiliyorlar.

HAYIRLI OLUR

Ekonomi yönetiminin yastık altı altına teşvik uygulamasının sinyalini verdi. Bunun ekonomiye, finansal sisteme katkısı ne olur?

Hayırlı olur. Altınların ekonomiye çekilmesini önemli görüyoruz. Türkiye’de ciddi bir altın tasarrufu var. Kimine göre bin 200 ton, kimine göre de 2 bin ton gibi sisteme girmemiş bir stok söz konusu. Bu stoğun ekonomiye çekilmesi ülkemizin ve finansal sistemin menfaatine olur, altında kayıt dışılığı büyük oranda önler.

YATIRIMCI ÖNLEM ALIYOR

Kur saldırılarının ardından yabancı para mevduatında gerileme görüldü mü?

Kur saldırıları bireylerin servetlerine bir saldırı. Çünkü doların değeri arttığında, TL değersizleştiğinde alım gücü daralıyor. Bu da yabancı paraya talebi tırmandırıyor. Yatırımcı doğal olarak parasının erimemesi için önlem alıyor, dolara da yönelebiliyor.

Hükümetten ilave tedbir talebiniz var mı?

Biz 2015’te sektör olarak faizsiz finans konusunda bir strateji belgesi ortaya koyduk. Bu belge 2025’i hedefliyordu. Bu belgede ‘sektörün gelişimi için neler yapılmalı, hangi tedbirler alınmalı’ sorularına yanıt aranıyordu. Önemli belirlemelerimiz oldu. O strateji belgesi kamu otoritesi tarafından da benimsendi ve İstanbul Uluslararası Finans projesinin bileşeni haline geldi. O kapsamda strateji belgesinde yer alan önerilerin ve taleplerin hayata geçirilmesine başlandı. Uygulama devam ediyor. Orada doygunluğa gelindi. Şu anda tekrar bir belge ortaya koyup kamu otoritesinin ilgisine intikal ettireceğiz.

TÜRKİYE GÜVENLİ LİMAN

Ülkemize Arap ilgisi ne durumda?

Araplar, 11 Eylül saldırılarının ardından Avrupa’da sıkıntılar ile karşılaştılar ve paraları için güvenli liman arayışına girdiler. Türkiye bu limanlardan biriydi. Arapların ülkemize ilgisi arttı, konut ve arsa aldılar, şirket yatırımı yaptılar.

Şükür ki ilgi ve alaka devam ediyor. Arapların ciddi yatırımları da var. Ülke olarak bu bunalımlı dönemleri Suudilerin, Kuveytlilerin, Katarlıların, Iraklıların, Suriyelilerin Türkiye’ye olan güvenleri ve katkıları sayesinde rahat atlattık.

Şu da bilinmeli ki Türkiye bu bölgede en önemli ekonomi, bir çekim alanı olup yabancı yatırımcılar için güvenli bir ülke.

Kaynak: Yeni Akit Gazetesi

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir