İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Katılım finans sektörü nasıl %15 pazar payına ulaşır?”

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarlarından eski milletvekili Şahap Kavcıoğlu, bugünkü köşe yazısında katılım finans sektörünün nasıl yüzde 15’lik pazar payına ulaşacağının yollarını yazdı. Kavcıoğlu, katılım bankalarının sınırlı ürünlerle bu alanda faaliyet gösterdiğini bu nedenle kısır bir döngünün olduğunu ifade ederken katılım finans sektörünün özüne sadık kalınarak arttırılacak ürün çeşitliliği ile sektörünün pazar payının %15’e ulaşmasının da zor olmadığını ifade etti. Kavcıoğlu’nun bugünkü yazısı:

“Katılım Bankaları’nın adlarının “Katılım Finans” olarak değişmesiyle birlikte, banka dışı faizsiz finans kurumlarını da kapsayacak olmaları önemli bir adım olacak ve faizsiz finans eko sisteminin çeşitliliğine katkı sağlayacaktır.

Kamu katılım bankalarının kurulması, katılım sigortacılığının ve faizsiz yatırım fonlarının oluşumu, kamu ve özel sektör sukuk ihraçlarının arttırılması gibi bu dönemde birçok somut adımlar atıldı. Ayrıca, sektörün sürdürülebilir gelişme göstermesi adına Merkezi Danışma Kurulu’nun kurulması, mevzuat değişikliklerinin yapılması, birçok üniversitede akademik bölümler ve araştırma merkezlerinin açılması gibi atılan yapısal adımlar da diğer çok önemli gelişmeler.

Tüm bu gelişmelere rağmen bugün için bakıldığında; faizsiz finans kurumlarının sınırlı ürünlerle çalıştıkları, sektörün müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamada zorlandıkları ortadadır. Bu kuruluşların öncelikle yapmaları gereken, hiç şüphesiz faizsiz finansa özgü modeller kullanarak yeni ürünler geliştirmeleri ve müşterilerine sunmalarıdır.

Mevcutta katılma hesabı-murabaha (kar beyanı ile satım) döngüsünde, klasik bankacılık ürünleriyle karıştırılabilen ürün yapılarından daha farklı ve kar zarar ortaklığına daha uygun yöntemlere başvurulmalıdır. Faizsiz finansın tarihsel geçmişinde ve uluslararası uygulamalarda kullanılmış ya da kullanılmakta olan yöntemlere de artık başvurulması gerekmektedir.

Bunun için klasik bankacılık yöntemleri ile (pazarlama, tahsis, satış alanlarında) klasik bankalarla yarışmaya çalışmak yerine, yenilikçi yöntemler ile pazar payını artırmak gerekir. Bu kapsamda, yeni yıl ile birlikte alt yapısı tamamlanacak olan tevliye (karsız satım), müsaveme (pazarlık usulüyle satım), selem (peşin ödemeli satım), isticrar (açık hesaplı satım) ve istisna (eser sözleşmesi) yöntemleri faizsiz finans sektörünün kullanabileceği yeni araçlar olarak piyasaya sürülmelidir.

İlaveten yeni ortaklık yöntemleri, kiralama yöntemleri, vekalet yöntemleri ve diğer yöntemler de devreye sokulmalıdır. Faizsiz emeklilik şirketleri, kiralama şirketleri, fon yönetimi şirketleri, sigorta şirketleri, borsa aracı kurumları ve benzeri kuruluşların sayısının artmasıyla birlikte eko sistem gelişimini artırmış olacaktır.

Bu konuda özellikle “ortak yatırımlar”, “fon Yönetimi” gibi alanlarda yüksek gelişme potansiyeli bulunmakta olup, Borsa İstanbul ve SPK’nın bu sektöre yönelik ürün çeşitliliğini desteklemesinin de oldukça yararlı olacağı kanaatindeyim. Çünkü belirttiğim alanlar faizsiz finansın doğasıyla ciddi şekilde örtüşmektedir.

Ayrıca, kitlesel fonlama yöntemi teşvik edilerek alternatif bir finansman yöntemi olan “crowd finance-kitlesel fonlama” türü uygulamalarının katılım finans ilkelerine uygun olarak ve etkin denetim mekanizmaları da kurulmak kaydıyla uygulanmaya alınması gerekir. Bu şekilde doğrudan yatırımcı ile tasarruf sahibinin buluşabileceği ortam hazırlanabilecektir.

Yeni tanımlama olan “Katılım Finans” banka dışı faizsiz finansal kuruluşları da içermektedir. Bu alanda faaliyet gösterebilecek (pencere açarak değil tamamen katılım finans kurallarına uygun şekilde) kalkınma ve yatırım bankaları ve hatta sermaye piyasası işlemlerinin (sukuk, kar ve zarar ortaklığına dayalı diğer işlemler), alternatif finansman yöntemleri (kitlesel fonlama) olarak konumlandırılması önemli.

Özellikle “Sukuk” konusu “Katılım Finans” sektörünün artık ayrılmaz bir parçası ve büyümeyi hızlandırabilecek önemli bir bileşenidir. Öyle ki tek başına %15 hedefine ulaşmada önemli bir araçtır ve dünyada “Sukuk” piyasası hızla büyümektedir.

Bu şekilde banka dışı faizsiz finansal kuruluşların da devreye girmesiyle “Katılım Finans” eko sistemi daha da büyüyecek ve faizsiz finans alanında toplumsal ihtiyaçlara daha fazla cevap verebilecektir.

Ayrıca, bu kurumlara fon yatıran müşterilere de önemli görev düşmektedir. Bu kurumlara fon yatırırken bankalarca sunulan mevduat faiz oranlarına benzer getiri beklemekteler. Halbuki müşteriler de faizsiz finans ürünlerine yatırım yaptıklarını, kar ve zarar noktasında paylaşıma hazır olduklarını artık ifade etmeliler ve bir banka ile çalışmadıklarını idrak etmeliler. Çünkü bu sistem özü itibariyle paylaşım üzerine olmalı, riskin ve getirinin, karın ve zararın paylaşımı.

Sonuç olarak, 2025 yılında ülkemizde %15 olarak hedeflenen pazar payına sektörün ulaşması oldukça mümkündür. Yeter ki faizsiz finansın özüne sadık kalınsın.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir