İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Murabaha işleminde satış yapıldıktan sonra sözleşme imzalanması gerekmez mi?

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı İlahiyatçı Hayrettin Karaman, bugünkü köşe yazısında gelen soruları yanıtlıyor. Karaman, bir okurunun murabaha işlemlerinde katılım bankalarının teorikte malın alımını yapıp müşterisine satışını yaptığını ancak mevcut uygulamada önceden tüm sözleşmelerin imzalandığı sorusuna cevap veriyor. Karaman, katılım bankaları danışma kurulu olarak aldıkları kararları İshak Emin Aktepe’nin takip ettiğini ifade edip Aktepe’nin kendisine ilettiği cevaba köşesinde yer veriyor. İşte o soru ve cevabı:

Yazının tamamı için: https://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/katilim-bankalarindaki-cesitli-islemler-ve-kart-2055953

Soru 1. …size iki konu hakkında soru yöneltmek istiyorum: a. Murabaha konusunda naçizane bildiğim, evi/arabayı önce bankanın peşin olarak satın alması ve müşterisine vadeli satması söz konusu. Ancak bildiğim/zannettiğim kadarıyla, bankaya yaptığımız finansman başvurusu kabul edilince, banka müşterisine telefonla vekâlet veriyor, fakat henüz notere gidip satın alma işlemi gerçekleşmeden banka ile müşteri arasında sözleşmeler imzalanıyor, sonrasında notere gidiliyor. Yani banka ile müşteri arasındaki sözleşme noter sonrasında değil, öncesinde yapılıyor. Bunun dayanağı ve caizliği nedir tam olarak hocam? b. Katılım bankalarının yaptığı murabaha işleminin adımlarını vesveseye mahal vermeyecek şekilde detaylı anlatabilir misiniz? Bu konudaki tereddüdümden dolayı ev/araba planlarımı erteliyorum. Rabbim’in emriyse mezara kadar da ertelerim, ancak vesvese yaptığımdan dolayı erteliyor isem bu beni üzer Sayın Hocam.

Cevap

1- Soru sahibi noter öncesi sözleşmelerin imzalanmasını soruyor. Âcizâne benim yorumum şudur: Müşteri bankaya mal alım vaadinde bulununca banka müşteriyi ve talebini inceliyor. Banka müşteriyi ve talebini uygun bulunca onu şubeye davet ediyor. İcabını yazılı olarak alıyor. İmzalarını alıyor. Hatta vekâletini de yazılı olarak veriyor. Yaklaşık 50 evraka imza alınıyor. Böylece müşteri yazılı olarak icapta bulunmuş oluyor. Bu evraklar henüz banka tarafından imzalanmış ve müşteri borçlandırılmış değildir. Banka kabulünü tapu ya da noter işlemleri olunca gerçekleştiriyor. Böylece alım satım tamamlanmış ve müşteri malına kavuşup bankaya borçlanmış oluyor.

2- İcap ve kabul ile alakalı ahkâmın örfe dayalı bir yapısı vardır. Aslolan tarafların alım satım niyetidir. Bu alım satım gerçekleşirken zamana ve yere göre fıkhî ahkâmda farklılaşmalar olabileceği inancındayım. Günümüz dünyasında milyarlarca liralık iç ve dış alımlar ve borçlanmalar yapılırken fıkhî ahkâmı daha toleranslı işletmek gerektiğine inanıyorum. İcap ve kabulün zaten aynı mecliste olması da şart değildir.

3- Kıymetli hocam aslında bankaların bu sözleşmeleri imzalatmaları emniyet içindir. Bankalar her gün binlerce müşteri ile muhataptır. Bunların mücerret sözlerine itibar etmelerini istemek bankaların rahatça aldatılmasına yol açar. Müşterilerin yarısı iyi niyetli ise de yarısı en azından içinde hinlik saklıyor olabilir. Bu sebeple bankalar müşterilerinin niyetlerini imza altına alma amacı taşırlar. Kanaatimce bu makul ve meşru bir taleptir. Bankanın basiretli bir tüccar gibi davranmasını isteyen biziz.

4- Soru sahibi “Bu konudaki tereddüdümden dolayı ev/araba planlarımı erteliyorum. Rabbim’in emriyse mezara kadar da ertelerim, ancak vesvese yaptığımdan dolayı erteliyor isem bu beni üzer Sayın Hocam” diyor. Açıkçası vesvese yaptığına inanıyorum. Bu ve bunun gibi dindar insanların sırf bu tür vesveseler yüzünden dünyada ekonomik anlamda nice imkânlardan mahrum kaldıklarını düşünüyorum. Bu tür vesveselere maalesef ilim adamlarının sebep olduğu inancındayım…”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir