İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ekonomik refah için formül: Katılım Bankacılığı

Ağustos ayında piyasalarda yaşanan dalgalanma ile hükümet tarafından bireysel tasarrufların artması amacıyla borçlanma tarafına bir takım kısıtlamalar getirildi. İhtiyaç kredilerinin vadesi 36 ay ile sınırlandırıldı. Kredi kartları ile taksitli alım yapılacak ürünlere ve bu ürünlere yapılan taksit sayılarına da sınırlama getirildi.

2017 yılında kredi kartlarıyla 606 milyar TL harcadık!
Amerika’nın para genişleme politikası çerçevesinde gelişmekte olan ülkelere park eden dövizler, FED’in faiz artışlarıyla birlikte ülkesine geri dönmeye başladı. Bu da doğal olarak gelişmekte olan ülke ekonomilerinin daralmasına sebep oluyor. Bu daralma dönemlerinde ise yapılan tasarrufların önemi öne çıkıyor. Türkiye, tasarruflar konusunda pek de başarılı değil. Tasarruf konusunda bu kadar başarılı değilken bireysel anlamdaki borçlanma oranlarımızın artışı hükümeti bu anlamda harekete geçirdi ve bu önlemler alındı.

Kredi kartı yapılandırma kredisi için taksit süresi neden uzatıldı?
Son yapılan açıklamalarda 2017 yılı verilerine göre Türkiye’deki kredi kartı sayısı 62 milyon 500 bin olarak ifade ediliyor. Bununla da kalmıyor rakamlar. Türkiye’de 32 milyon kişinin kredi kartı borcu var. Kasım 2018 verilerine göre sadece bireysel kredilerden yasal takibe düşmüş kişi sayısı 2,2 milyon iken, sadece kredi kartlarından dolayı yasal takibe düşmüş kişi sayısı 2,4 milyon kişi. Hem kredi kartı hem bireysel kredisinden dolayı yasal takibe düşmüş ve takibi devam etmekte olan kişi sayısı ise 3,3 milyon kişi. Bu nedenle de BDDK ihtiyaç kredilerinde 36 ay vade sınırını korurken kredi yada kredi kartı yapılandırması amacıyla kullanılan kredi için esneklik sağlayıp vade sayısını 60 ay olarak belirledi.

Neden kamu bankaları yapılandırıyor?
Kredi kartı ve bireysel kredi kartı borcu olanların yapılandırma kredilerinin neden kamu bankaları tarafından verildiği sorusunun cevabı ise bankaların karlılık rakamlarında gizli. Kamu bankalarının kuruluş amacı aslında ekonomiye dolaylı yoldan müdahale etme aracı olarak kullanılageldi. 2001 krizi sonrası sektörün yapılandırılmasından önce ise hükümete yakın isimlere verilen karşılıksız krediler ile ciddi görev zararı yazan kamu bankaları, 2001 krizi sonrası sektördeki ciddi düzenlemeler ile birlikte önemli karlılık rakamlarına ulaştı. 2018 Haziran ayı verilerine baktığımızda en çok kar eden ilk dört banka arasında iki kamu bankası bulunuyor. Birinci sırada Ziraat Bankası bulunurken ikinci sırada İş Bankası, üçüncü sırada Garanti Bankası ve dördüncü sırada ise Halk Bankası yer alıyor. Bu rakamlardan hareketle baktığımızda yapılandırma kredilerinin neden Ziraat ve Halk Bank üzerinden yapılacağını anlamak çok da zor olmasa gerek.

Katılım Bankalarının dediğine geldik!
Kredi kartı ve bireysel krediler ile tüketicilerin parayı nereye harcadığının takibi bulunmamaktadır. Kredi başvurusunda bulunan vatandaşın hesabına para indirilmekte ve sonrasına karışılmamaktadır. Ancak katılım bankacılığında süreç bu şekilde ilerlememektedir. Bir mal alımının finansmanını gerçekleştiren katılım bankaları, konvansiyonel bankaların verdiği kredinin karşılığının olmaması ve verilen kredinin nereye harcandığını takip etmemesine başından beri itiraz ediyor. Hatta katılım bankacılığının sektör payının artmasındaki en önemli engelin kredi talep eden kişiye para vermemesi olarak söylense de geldiğimiz nokta da katılım bankalarının haklılığı ortaya çıktı. Zamanında kontrolsüz bir şekilde borçlanan bireylerin maliyetlerini bugün yine kamu bankalarındaki yapılandırma kredileri ile tüm ülke ödemektedir. Geçtiğimiz günlerde ulusal medyada yer alan haberde işsiz vatandaşa 20 bin TL’lik kredi kartı limiti tahsis edildiği yazıyordu. Bu noktadan sonra söyleyecek çok da bir şey kalmıyor geriye. Katılım bankalarının dediği yer geldik. Ümit ederiz ki ülke olarak bundan sonra da ekonomik refahımız için katılım bankacılığını takip ederiz.

Katılımgündemi.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir