İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İKAM’dan İslam İktisadı manifestosu

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı çatısı altında faaliyetlerini yürüten İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), “Kovid-19 Krizinden Çıkış İçin İslam İktisadı Perspektifinden Öneriler” başlıklı manifestosunu 7 başlıkta yayımladı.

İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle müşahede edilen ekonomik sistem krizleri İslam İktisadı ilkeleriyle yoğrulmuş yeni bir sistemle çözülebilir.

Birçok üniversiteden akademisyen, ekonomist, ilgili sivil toplum yöneticileri ve alanının uzman isimlerinin imzaladığı manifesto, mevcut kapitalist sitemin çözemediği problemlerin İslam iktisadı sistemi ile sonlanacağını ortaya koyuyor.

İKAM manifestosunda “Finansman modeli değişmelidir”, “Temel refah düzeyi teminat altına alınmalıdır”, “Vergilendirmede Adil bir Sistem Kurgulanmalıdır”, “Serbest piyasa odaklı yapıdan sosyal ekonomiye geçilmelidir”, “İşletmeler insanileşmelidir”, “Toplumsal adalet bir söylem değil zarurettir” ve “Parçalı değil bütüncül değişim şart” başlıklarına değiniliyor.

“Sorunların çözümü İslam iktisadı prensip ve uygulamalarıyla mümkün”

Açıklamada görüşlerine yer verilen İKAM Direktörü ve Kırklareli Üniversitesi Dr. Öğretim Görevlisi Taha Eğri, Kovid-19 salgını sonrasında yaşanan krizin, aslında içinde bulunulan iktisadi ve sosyal yaşamın sorunlarını daha açık bir biçimde görme imkanı verdiğini belirtti.

Eğri, şunları kaydetti:

“Bir tarafta büyük bir üretim kapasitesi, teknik gelişme varken öte tarafta milyonlar yoksunluk ve imkansızlık içerisinde kıvranmaktadır. Dünyada bir tarafta büyük zenginlikler birikirken öte taraftan yakıcı bir yoksulluk artmaktadır. Bu sorunlar insanlığı şiddet, hastalık, bağımlılık ve terör bataklığına doğru sürüklemektedir. Bu sorunların çözümü ise sosyal adaleti merkeze alan İslam İktisadı prensip ve uygulamalarının daha sıkı takibi ile mümkün.”

“Zekat müessesesiyle adaletsizlik ortadan kalkacak”

Verilen bilgiye göre, manifestodaki “Finansman modeli değişmelidir” başlıklı ilk maddede, işletmelerin ve insanların zor durumda olduğu bir dönemde finansmana olan ihtiyacın çoğunlukla banka kredileri ile giderilebilmesinin, zor durumda kalmış insanlara veya işletmelere bileşik faize dayalı kurumlarca ancak yardım edilebilmesinin çarkın çürüdüğüne dair en büyük delil olduğu belirtiliyor.

“Temel refah düzeyi teminat altına alınmalıdır” ilkesinde ise mevcut kapitalist sistemin sermayenin ve onu elinde tutanın refahını karşılıksız kazanç olan faiz ile sağlamasının toplumun sermayesiz kesiminin emeğine haksız ortak olduğu ifade ediliyor.

İslam iktisadında ise zekattan yararlanabilecekler arasında borçluların da zikredilmesiyle başkalarının sermayeleri ile zor durumdaki borçluların, borçlarının ödenmesi sağlanarak toplumu borç yükünden arındıran ve refah düzeyini daima yükselten bir çözüme ulaşılacağı vurgulanıyor.

“Vergilendirmede adil bir sistem kurgulanmalıdır” maddesinde vergilendirmede devletlerin servete sahip olan ve olmayan vatandaşlarını birçok noktada ayırmamasının toplumsal adaleti zedeleyen konuların başında geldiği, vergilendirmede adaletin olmamasının servet sahiplerinin kazancını ve sermayesini artırırken, servet sahibi olmayanlarını ise bir yoksulluk sarmalına mahkum edildiği ifade ediliyor.

İslam iktisadının, toplumun kaynaklarıyla zenginleşen kişi ve işletmelerin bunu topluma iade edeceği zekat müessesiyle adaletsizliğin ortadan kalkacağı kabul ediliyor.

“İşletmeler insanileşmelidir”

“Serbest piyasa odaklı yapıdan sosyal ekonomiye geçilmelidir” ilkesiyle söz konusu krizin piyasa-devlet arasındaki ilişkilerin sorgulanmasına ve neo-liberal ekonomi politikalarının 1929 Büyük Buhranı, 2008 küresel finans krizi ve yaşanan Kovid-19 salgınındaki ekonomik etkilere yol açtığı, bir kere daha ibrenin serbest piyasa anlayışından devletin iktisadi işleyişe daha fazla müdahil olduğu sosyal ekonominin gerekliliği fikrine yol açtığı belirtildi.

“İşletmeler insanileşmelidir” maddesiyle Kovid-19’un işletmelerin insanileşme zaruretini yeniden hatırlattığını, insanın bir kaynak değil bir değer ve kıymet olarak dikkate alınması gerektiğinin altı çizildi. İslam iktisadından mülhem ahilik ahlakının oluşturduğu gelenekle işletmelerin insanileşmesi, emeğin değeri ve iş yerindeki ahlaki tutumları belirlediği ifade edildi.

Diğer bir maddede ise “Toplumsal adalet bir söylem değil zarurettir” bölümünde kapitalizme dayalı iktisadi düzenin sorunun kaynağı olduğu, toplumsal adaletin ancak ve ancak İslam iktisadının zekat ve faiz yasağı ile çözülebileceği aktarıldı.

Zekat, sadaka ve infak müesseseleri ile servetin toplumun yararına işletilmesiyle toplumsal adaletin sağlanmasının mümkün olduğu vurgulanıyor.

Son maddede ise İslam iktisadının bu krizden çıkış için önerdiği finansman modelinin değişmesi, toplumsal yardımların kalkınma odaklı bir hale getirilmesi, temel refah düzeyinin teminat altına alınması, işletmelerin insanileşmesi ve toplumsal adaletin zaruri olması sadece İslam toplumları için değil, tüm insanlığın müreffeh bir hayat sürmesi için parçalı değil bütüncül bir değişimin şart olduğu belirtiliyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir