İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Katılım bankalarından konut finansmanı kullanmanın hükmü

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Yeni Şafak gazetesindeki son köşe yazısında okurlardan gelen soruları cevapladı. Okurların katılım bankalarına ilişkin sorularını cevaplayan Karaman’ın cevaplarını alıntılıyoruz.

“Hayreddin Hocam, ben sitenizi ve gazete yazılarınızı, verdiğiniz fetvaları yıllardır okuyan, amel eden biriyim. Bizim gibi sıradan, İslâmî ilim tahsil etmemiş Müslümanların anlayabileceği şekilde yazılarınızı yazdığınız için ayrıca çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Elimdeki parayı yastık altında tutmak yerine harama girmeden değerlendirmek istiyorum hocam.

Sitenizde kâr payı, katılım bankasında altın hesabı ve katılım bankası ile ev almanın caizliği hususunda eski yazılarınızı okudum ama yazılar yakın tarihli olmadığı için ben de günümüzde yapılan işlemlerin caizliği hakkında yatırım öncesi danışmak istedim. Kuveyt Türk Katılım Bankası ile bankacılık işlemlerini gerçekleştiren biriyim.

Soru

Hocam uygun bir ev denk gelirse, ev almayı düşünüyorum. Fakat elimdeki miktar ev almak için yeterli değil. Bu noktada katılım bankalarından yararlanmak istiyorum. Bu konuda da bazı yazılarda; bu işlemin faize kılıf uydurmak olduğunu görünce yapılan işlemle ilgili net bilgi sahibi olmadığım için içimde bir tereddüt oluştu: Katılım bankalarının günümüzde evin tapusunu önce üzerine alıp sonra da müşteriye satmadığı, müşterinin kendi alacağı evi bankanın verdiği vekâlet yoluyla müşteri alacağı evin tapusunu kendi üzerine alıp, sonra da katılım bankasının zaten müşteri üzerine tapusu yapılmış evi göstermelik olarak müşteriye sattığını ve yapılan bu işlemin faize kılıf uydurmak olduğunu söyleyenler mevcut.

Hocam katılım bankası ile ev alma konusunda yapılan işlemlerde dine uygun olmayan faize düşeceğimiz bir durum var mıdır?

… Katılım bankası ile ev almayı düşünüyorum. Bu caiz midir?

Cevap

Bütün kadim fıkıh kitaplarına bakıldığında şu açıklamayı görürüz:

Alım ve satımı caiz olan evsafı belli ve mevcut taşınır veya taşınmaz bir malı veya hizmeti almak ve satmak isteyen ve buna ehil olan iki taraf, bedel üzerinde de mutabık kalarak uygun ortamda ve zaman içinde “aldım” ve “sattım” deyince “satım akdi kurulmuş” olur. Alacak ve borcun yazılması ise sünnettir.

Bir mal satıldığında tapu yapılması, fatura kesilmesi, tescil yapılması, fiş kesilmesi akdin oluşması, kurulması, sıhhati için şart değildir. İleride bir problem çıkmaması için ve hukukun zayi olmaması için oldukça geç bir dönemde icat edilmiştir ve iyi de olmuştur.

Katılım bankası vasıtasıyla ev sahibi olmak isteyen bir müşteri bankaya geldiğinde alacağı ev belirleniyor, müşteriye alım ve satım için vekâlet veriliyor. Banka için kaç liraya satın alacağı ve bankadan vadeli olarak kaç liraya alacağı belirleniyor, bunlar yazıya geçiriliyor, imza altına alınıyor, sonra müşteri evi banka adına satın alıyor ve bankadan vadeli olarak satın alıyor. Bu işlem yürütülürken önce anlaşma ve akit yapılıyor, akit yapılınca ev bankanın mülkü oluyor, sonra müşteri evi alıp üzerine tapu yaptırıyor. Böylece banka, alır almaz satmak için satın aldığı bir evi üzerine tapulama külfetinden kurtulmuş oluyor.

Katılım bankaları bakkal veya mağaza değildir. Onların özellikleri vardır, amaçları da faize bulaşmadan yatırım, üretim ve ticaret yapmak isteyenlere imkân sunmaktır, yaptıkları iş de bu anlatılan alım satımdan ibaret değildir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir